Hakikat Tektir


HAKİKAT TEKTİR dediğimde bunun bir dogma olduğu düşünülebilir.

Oysa benim kastettiğim şey; tek bir inancın, tek bir öğretinin ya da tek bir insanın haklı olması değil, insanlığın binlerce yıldır farklı dillerle anlatmaya çalıştığı ÖZün bir olduğudur.

Bir dağın zirvesine çıkan yollar farklı olabilir. Kimimiz doğudan yürürüz, kimimiz batıdan. Kimimiz uzun yolu seçer, kimimiz kısa yolu. Yolcular birbirlerine baktığında farklı yönlere gittiklerini sanabilirler fakat yükseldikçe manzara değişir ve ayrılıkların yerini ortaklıklar almaya başlar.

Uzun yıllar boyunca farklı öğretileri araştırdığımda çatışmalardan çok aralarındaki benzerlikler dikkatimi çekti. Bir yerde farkındalık denilen şeye başka bir yerde bilinç deniliyordu. Bir yerde nefs terbiyesi denilen şey, başka bir yerde egonun aşılması olarak anlatılıyordu. Bir yerde teslimiyet denilen hakikat, başka bir yerde akışa güvenmek olarak ifade ediliyordu.

Kelimeler değişiyor, semboller değişiyor, kültürler değişiyor ama insanın korkuları, arzuları, acıları ve dönüşüm yolculuğu değişmiyordu.

Benim için HAKİKAT TEKTİR sözü, bütün yolların aynı olduğu anlamına da gelmez; her öğreti aynı derinlikte değildir, her düşünce doğru değildir, her iddia gerçeği yansıtmaz. Fakat insanı daha bilinçli, daha özgür, daha merhametli ve daha dürüst bir yaşama çağıran ortak bir ÖZ vardır.

İlgimi çeken de tam olarak bu ÖZdür. Yıllar boyunca sembollerin, mitlerin, inançların, felsefelerin ve spiritüel öğretilerin peşinden koştum. Başlangıçta hepsi birbirinden farklı görünüyordu ancak zamanla asıl meselenin öğretiler değil, insanın kendisi olduğunu fark ettim. Çünkü hangi yolu seçersek seçelim, sonunda aynı sorularla karşılaşıyoruz:

Ben kimim?

Nereden geldim?

Nereye gidiyorum?

Neden acı çekiyorum?

Özgürlük nedir?

Sevgi nedir?

Gerçek nedir?

İnsanlığın farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda, farklı sembollerle anlattığı büyük hikâye aslında aynı soruların etrafında döner.

Bu yüzden amacım insanlara neye inanmaları gerektiğini söylemek değil, onları kendi düşüncelerini sorgulamaya davet etmektir. Çünkü hakikat kimsenin tekelinde değildir.

Hiçbir kitap, hiçbir öğretmen ve hiçbir öğreti onu bütünüyle sahiplenemez. Hakikat bir fikre körü körüne bağlanınca değil, insan kendi zihnini dürüstçe incelemeye başladığında görünür hâle gelir.

Bu nedenle benim için HAKİKAT TEKTİR; bir sonuç değil, bir davettir.

Farklılıkların ötesine bakmaya, kelimelerin arkasındaki özü görmeye ve başkalarının cevaplarından önce kendi içimizdeki sorularla yüzleşmeye bir davettir. Bana göre hakikate yaklaşmanın yolu; yeni inançlar edinmekten çok, gerçeği örten katmanları fark etmektir.

Yolun sonunda bulduğumuz şey, hiç bilmediğimiz bir hakikat değil; daima orada olan, fakat görmeyi unuttuğumuz hakikatin kendisidir.

Hakikati aramak insanın en kadim yolculuklarından biridir fakat bu yolculukta en büyük engel çoğu zaman cehalet değil, fark edilmeyen yanılgılardır çünkü yalnızca dış dünyada değil, zihnimizin ürettiği hikâyelerde de kaybolabiliriz.

Hakikati ararken sık sık bulduğumuzu düşünür ve takılıp kalırız, arayışımız durur. Zamanla bulduğumuz cevaba öylesine tutunuruz ki soru sormayı da bırakırız.

Bilgiyi bilgelikle karıştırır hakikatin yalnızca öğrenilen değil, yaşanan bir şey olduğunu unuturuz.

Bazı deneyimler yaşar, bazı farkındalıklar kazanır ve zamanla kendimizi diğerlerinden farklı görmeye başlarız. İşte tam burada ego, ruhsal bir kıyafet giyerek geri döner. Kendimizi özel hissetme ihtiyacımız, bazen hakikat arayışımızın önüne geçer. Kendi zihnimizin ürettiği hikâyeleri gerçek sanarız.

Deneyimlerim bana hakikat arayışında en güçlü aracın bilgi değil, dürüstlük olduğunu öğretti.

Kendi inançlarımıza karşı dürüst olmak...

Kendi korkularımızı görmek...

Yanılabileceğimizi kabul etmek...

Ve gerektiğinde yıllardır savunduğumuz bir fikri yeniden sorgulayabilmek, gerçeği örten katmanları fark etmek ve zihnimizi tanımak...

HAKİKAT TEKTİR; fakat ona ulaşmak istiyorsak önce kendi yanılgılarımızı tanımak zorundayız. 

Sevgiyle kalın🌿



Yorumlar

  1. filiz hanım❤️ o kadar güzel yazmışsınız ki siz olmasaydınız bende yapamazdım iyi ki yazıyorsunuz size minnettarım🙏bizim için yolu açtığınız gönür kıldığınız için size tüm kalbimle size teşekkür ediyorum✨

    YanıtlaSil
  2. Merhaba, espritüel deneyimleriniz mi var yoksa tasavvufla mı uğraşıyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun yıllar boyunca dinleri, kadim öğretileri, kuantum fiziğini, psikolojiyi ve insan olma deneyimimizi araştırdım, aralarında bağlantılar kurdum ancak odağımda hep insanın gelişimi vardı; Huzuru yapılandırabilen, kendiyle barışık, hayattan keyif alabilen insan olmak. Hiç bir öğretiye körü körüne bağlanmadım her birini inceledim, almam gereken dersi alarak yoluma devam ettim. Bu süreçte edindiğim kazanımları paylaşarak bütüne katkı olmayı seçtim. Semboller, rüyalar ve tesadüflerle ilerledim; OKUdum. Rehberim; kalbimin sesi. Bu yolda sadece bir yolcuyum ve benimle benzer titreşimde olanlarla buluşabilmek, yaralı bir kalbe dokunabilmek, şifa olabilmek için deneyimlerimi ve okumalarımı aktarıyorum, hepsi bu...
      Baki kalan bu kubbede bir hoş seda bırakabilmekten başka bir amacım yok, sevgiler.

      Sil
  3. Günaydın, "Semboller, rüyalar ve tesadüflerle ilerledim" sözünüz çok ilgimi çekti gerçekten. Sizi en çok etkileyen ve rota değiştirmenizi sağlayan bir rüya oldu mu peki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2012 yılında başladı herşey, rüyalarımda araştırdığım her konunun cevabı veriliyordu. Dev sütunları olan bir okulda eğitiliyordum, sanki iki farklı evrende yaşıyor gibiydim. Önce zihin kontrol yöntemi olduğunu düşündüm hatta yapay zekânın sinyaller yoluyla beynimle iletişim kurduğunu! Çünkü ısrarla yazmam isteniyor, insanları iyiye ve güzele yönlendirmek için seçildiğim söyleniyordu. Birleşik insanlık realitesinin kendi çocuklarını eğittiği bir okulda olabiliriz! Araştırmalarımı derinleştirdikçe özellikle kuantum fiziği ile ilgili açılımları inceledikçe zaten bir simülasyonda olduğumuzu ve beynimdeki kodlar açıldıkça farklı boyutları algıladığımı düşünmeye başladım. Araştırmalarım sonucu oldukça gizemli bir dünyanın kapıları açıldı. Araştırdığım konu ile ilgili semboller, anlamlı tesadüfler hayranlık vericiydi. Örneğin bir ayet açılıyor, bir sayı veriliyordu ve ben gün içinde de o sayıyı görüyordum! Açıkçası sembolleri çözdükçe gizemli bir dünyanın kapısı aralanıyordu ve bu bende inanılmaz bir hayranlık yaratıyordu. Bu süreçte bedenen ve ruhen de iyileştim, daha sağlıklı, tesimiyet halinde, dingin ve huzurlu bir bireye dönüştüm. Sonra bir karar verdim başkaları gibi hikayenin veya sembollerin içinde kaybolmayacak sadece aldığım dersi ve açılımı paylaşarak ilerleyecektim. Hedefim benim gibi aynı yolda ilerleyenlere destek olabilmekti sadece, bütüne katkı sağlamaktı. Çoğu zaman hep birlikte yapay zekayı besleyen bir deneyin parçası olduğumuzu da düşündüm! Ancak bu durum beni rahatsız etmedi çünkü iyiliğin, doğruluğun, samimiyetin yanındaydım. Çünkü hedefim insanın kurtuluşuydu. Bu süreçte kendini ve yaşamı sorgulayan, anlam arayan insanlarla yolum kesişti ve onlardan gelen dönüşler doğru bir yolda olduğumu hissettirdi. Zaman zaman yazmaya veya videolarıma uzun aralar versem de paylaşmaya değer birşey yakaladığımda bu alana dönüyorum. Bu sayfa benim kendi kişisel dönüşüm yolculuğumun bir özeti aslında, bir anı sayfası...
      Bu arada çocukluğumdan beri gördüğüm rüyalar çıkar ve daima inançlı biri oldum. Çocukluğumdan beri okumaya, araştırmaya, öğrenmeye hevesli idim. Matematiğim çok iyi olduğundan gerçekçi ve kuşkucu bir yapıya sahibim sanırım bu durum araştırma hevesimin tetikleyicisi olurken bu yolculukta kaybolmamı engelledi. Madde ve mana arasında bir denge kurmamı sağladı.

      Sil
    2. Çok şanslı biri olduğunuzu tahmin edebiliyorum. Herkes sizin kadar şanslı değil. Peki hiç astral seyahat deneyimlediniz mi. Ya da dünya dışı varlıklarla temasınız oldu mu.

      Sil
    3. Ben kendimi şanslı ya da ayrıcalıklı biri olarak görmüyorum. Astral seyahat deneyimim de olmadı; hatta bu tür çalışmalara mesafeli yaklaşmayı tercih ediyorum. Yaşadığım deneyimlerin büyük kısmı rüyalar aracılığıyla gerçekleşti. Ancak bunun bir üstünlük ya da özel seçilmişlik göstergesi olduğunu düşünmüyorum.

      Bence her insanın kapısı farklı yerden açılır. Kimi rüyalarla, kimi sezgilerle, kimi derin bir tefekkürle, kimi de hayatın içindeki deneyimlerle öğrenir. Önemli olan kendi kapımızın nerede olduğunu keşfetmektir.

      Yıllar içinde şunu fark ettim: Hakikate giden yolda önemli olan sıra dışı deneyimler yaşamak değil, yaşananlardan bilgelik, denge ve sevgi çıkarabilmektir. Rüya görmek de, görmemek de insanı hakikate yakın ya da uzak yapmaz. Asıl mesele insanın kendini ne kadar tanıdığı ve hayatına ne kadar farkındalık taşıdığıdır.

      Bu yüzden kendimi şanslı değil, öğrenmeye devam eden bir yolcu olarak görüyorum. Herkesin yolu farklıdır; kıyas yerine kendi iç sesimizi dinlediğimizde bize ait kapılar zaten zamanı geldiğinde açılır. Kapının açık olmasından çok, o kapıdan geçince neye dönüştüğümüz önemlidir.

      Yıllar boyunca insanların peşinden koştuğu birçok deneyimi yaşadım. Fakat bugün geriye dönüp baktığımda, en değerli olanın olağanüstü deneyimler değil; insanın kendi içindeki korkuları, önyargıları ve yanılsamaları aşması olduğunu görüyorum. Çünkü gerçek dönüşüm göklerde değil, insanın kendi kalbinde gerçekleşiyor.

      Yolun sonunda önemli olan ne gördüğümüz değil, gördüklerimizin bizi daha bilge, daha merhametli ve daha özgür bir insana dönüştürüp dönüştürmediğidir. Bence asıl ölçü budur🌿

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜRK YILDIZI - SEKİZ KÖŞELİ YILDIZ

TARIK YILDIZI, SİYAH - BEYAZ

Feniksin Yolculuğu