Gayb Erleri
Sürekli tüketerek etki- tepki dünyasının içinde kaybolmak ve merkezimizden uzaklaşmak huzuru değil, kaosu büyütür. Bugün modern insanın en büyük problemi bilgi eksikliği değil iç sesini duyamamasıdır.
Sessizlikten korkuyoruz...
Yavaşlamaktan korkuyoruz...
Çünkü insan özünden uzaklaştıkça:
daha çok tüketir...
daha çok bağırır...
daha çok kanıtlamaya çalışır...
Hakikate yaklaştığında ise; SADELEŞİR...
Tasavvufta buna HİÇLİK denir. Ama bu değersizlik değildir. Tam tersine:
EGONUN AĞIRLIĞINDAN KURTULMUŞ BİLİNÇTİR...
Gayb Erlerini dışarıda değil vicdanımızda aramalıyız.
Dışarıda bir kurtarıcı aramak yerine içimizdeki merkezi hatırlamalıyız.
Gavs; karanlıklar içinde gizlenen gölgelerini tanıyarak dağılan parçalarını tek merkezde toparlayan ve içindeki özü unutmayan bir bilinç halidir.
Ne der sûfîler: "Dünya kutubsuz kalmaz."
Mistik kavramları kör inanç gibi değil, içsel deneyim haritası gibi okuduğumuzda:
gayb erleri; görünmeyen bilinç etkileri,
nefs ; otomatik zihinsel kalıplar,
kutub ; merkezlenmiş farkındalık,
hicret ; içsel dönüşüm,
ölmeden önce ölmek; ego kimliğinin çözülmesidir.
Kadim öğretiler çoğu zaman çift katmanlı konuşur; halka açık literal katmanın yanında bir de içsel - sembolik katman vardır. Muhyiddin İbnü'l-Arabî gibi isimlerin zor anlaşılmasının nedeni de budur. Metin dışarıdan metafizik görünür ama içeride bilinç ve varlık dili akar.
Mistik öğretileri günlük insan deneyimine indirebilmek, insanı pasifleştirmeden içe döndürür. Derin öğretilerde mesele kaçmak değil iç merkezi kaybetmeden dünyada kalabilmektir.
Kısaca:
HALK İÇİNDE HAK İLE OLMAK...
Yani:
Kaosun içinde merkezini korumak...
İlişkilerin içinde kendini kaybetmemek...
Tüketim çağında bilinçli kalabilmek...
Sürekli dışarıdan tamamlanmaya çalışıyoruz; daha çok bilgi, daha çok onay, daha çok başarı, daha çok görünürlük…
Ama iç boşluk dış başarıyla tamamen dolmuyor. Çünkü sorun çoğu zaman eksiklik değil KENDİNDEN KOPMUŞ OLMAK...
İnsan neden sürekli kaçıyor?
Sessizlik neden rahatsız ediyor?
Neden yalnız kalınca zihnin sesi büyüyor?
İnsan neden sürekli dikkat dağıtıcı arıyor?
Neden modern dünya insanı merkezsizleştiriyor?
Çünkü bugün birçok kişi bilgiye ulaşabiliyor ama iç huzuruna, anlam hissine, zihinsel bütünlüğe ulaşamıyor.
Gerçek dönüşüm; yeni bir kimlik eklemek değil, insanın özünü örten katmanları fark etmektir.
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ sözü; fiziksel ölümü değil sahte benliklerin çözülmesini anlatır.
Gerçek dönüşüm çoğu zaman dışarıdan eklenen bilgiyle değil, insanın zaten içinde hissettiği ama adını koyamadığı şeyi fark etmesiyle başlar.
Belki de bütün yolculuk, dışarıda aradığımız KUTBU( MERKEZ- DENGE) yeniden içimizde hatırlamaktır...
Kutub; dışarıdaki biri değil, dağılmış zihnimizin içinde kaybettiğimiz merkezdir...
Çünkü gerçek savaş dış dünyayla değil, hiç susmayan zihnimizledir...
Kurtuluş belki de yeni bir şey olmak değil, özümüze geri dönebilmektir...

Yorumlar
Yorum Gönder