MİTOLOJİK YOL HARİTASI


Birçok insan mitolojiyi sadece eski hikâyeler sanır.

Ama ya mitoloji aslında bir hikâye değilse?

Ya insanın iç yapısının sembolik haritasıysa?

Türk mitolojisi bu konuda çok net bir şey söyler:

> İnsan, gökle yerin arasında yaşayan bir varlıktır.

Gök = bilinç, ruh, düzen

Yer = beden, doğa, yaşam

Bu yüzden insan: hem düşünür, hem hisseder, hem de yaşar. Ancak denge bozulursa; görmezden gelinen her şey geri döner; bastırılmış güç, korkular, gölge taraf...

Kısaca toparlarsak İNSAN:

Gökten gelen bilinç

Yerden gelen beden

Yeraltında bastırılmış gölge

Ve bunların arasında denge kurmaya çalışan bir varlıktır!

İçinizde sanki farklı sesler varmış gibi issettiğiniz oldu mu hiç? Adını koyamdığınız bir his!

Biri kaçmak isterken biri kalmak ister, bir diğeri ise sadece susmak ister. Bu durumu kararsızlık olarak yorumlarız çoğu zaman oysa sorun belki de bizim aslında tek bir varlık olmamamızdır...

Kadim öğretiler, mitolojiler ve semboller der ki:

İnsan, tek bir bilinç değil bir İÇ SİSTEM dir.

Kendimizi görmek için birçok öğretiyi birleştirelim:

Yönetim Gök Tanrı Ülgen' dedir( Zeus)

🔺 Yukarı üçgen olarak sembolleştirilen bu alan yönetmek ister;

Zihin, kontrol, yükselme, benlik ile ilgilidir.

🔻 Aşağı üçgen ile sembolleştirilen Yer Ana (Gaia) hissetmek ile ilgilidir. Duygu, beden, doğa, akış ile ilişkilendirilir.

Ve İNSAN; yöneten ve hisseden bu iki gücün arasında kalan bilinçtir.

Gökten gelen bilinç ile yerden gelen yaşamın birleşimidir.

Şimdi bunu daha net bir sisteme çevirelim:

Üst üçgen ve alt üçgenin merkezinde Kalp bulunur.

Kalbe ulaşabilmek için ise Erlik Han'ın(Hades) yeraltı dünyasına yani bilinçaltımıza inmek gerekir.

Çünkü içeride bastırılan bir alan var: acılarımızın, korkularımızın bulunduğu geçmiş yani bastırılan gerçeklik!

Bu sistemin mesajcı gücü ise iç dünyayı dış dünyaya taşıyan, duyguyu kelimeye çeviren BİLGE HATUN (Hermes)dur...

İNSAN BİR SİSTEMDİR...

Ve bu sistemi anladığında;

Kendinle savaşmayı bırakırsın!

Parçalarını tanırsın!

Ve yavaşça bütünleşirsin!

BELKİ DE TANRILAR GÖKTE DEĞİL BİZİM İÇİMİZDEDİR...

Kadim çakra sistemini mitolojik arketiplerle birleştirerek içsel dünyamıza ayna tutacak bir yol haritası hazırladım:

1. Kök Çakra: YER ANA (GAIA)

Hayatta kalma, aidiyet, güvenlik...

Toprak Ana gibi, hayata ne kadar köklendiğimizi temsil eder... 

Fiziksel dünyada güvende hissetmek, hayatta kalmak ve kök salmak ile ilgilidir... 

Gaia, her şeyi doğuran ama aynı zamanda her şeyin son durağı olan o devasa RAHİMdir... 

Gaia sadece toprak değil, üzerine her şeyin inşa edildiği KADİM TEMEL dir...

BEN BURADAYIM, DÜNYAYA VE BEDENİME AİDİM hisdidir...

Eğer Gaia (Kök) sarsılırsa, yukarıdaki hiçbir tanrıça tahtında rahat oturamaz!!!

2. Sakral Çakra: AK ANA (POSEIDON)

Duygular, yaratıcılık, akışkanlık...

Ak Ana'nın denizleri gibi; duygularımız bazen fırtınalı, bazen dingindir...

Yaratıcı enerjinin ham hali...

Hayatın akışına ve arzularına kapılmadan, o suların içinde boğulmadan yüzmeyi öğrenmek...

3. Solar Pleksus: YAYCI UMAY (ARTEMIS) / AL KARISI (HERA)

Kişisel güç, irade, özgüven...

Olumlu Yaycı Umay(Artemis): Bağımsızlık, odaklanma ve kendi sınırlarını koruma gücü.

Negatif Al Karısı(Hera): Kontrol tutkusu, kıskançlık ve manipülatif güç kullanımı.

Bu durak yolculuğun en kritik AYRIŞMA noktasıdır:

Gölge Taraf: Hera / Al Karısı. 

Başkalarına bağımlı güç, kıskançlık, manipülasyon ve BAŞKASI ÜZERİNDEN VAR OLMA ÇABASI...

Aydınlık Taraf: Artemis / Yaycı Umay. 

Kendi yayını kuşanan, BAĞIMSIZ, ÖZGÜVENLİ ve KORUYUCU ALP KADIN RUHU...

Görevimiz; Al Karısı'nın zincirlerini kırıp, Umay Ana'nın yayını elimize almak...

4. Kalp Çakrası: ÖTÜKEN (PERSEPHONE) (Eşik: ERLİK HAN (HADES)

Sevgi, şefkat, dönüşüm...

Kalbe ulaşmak için Hades’in (kendi gölgelerimizin) içinden geçmek gerekir... 

Bu karanlık yolculuğu tamamlayan ruh; ÖTÜKEN( (PERSEPHONE) gibi hem yerin altını hem üstünü bilen, olgun ve koşulsuz bir sevgiye ulaşır...

Haritanın tam kalbinde, yeraltı dünyasının ortasında artık o eski masum kız yoktur. Kendi gölgesiyle (Hades/Erlik) barışmış, yeraltını korkuyla değil bilgelikle inşa etmiş bir Kraliçe ÖTÜKEN ANA(Persephone) vardır. 

Ruhun içsel göç haritası; karanlıktan Kraliçeliğe uzanır;

Simyanın Tamamlanması...

Dönüşüm...

KUT (İlahi yetki)....

Mitolojik Sır: Persephone artık sadece Gaia’nın kızı değil, Gaia’nın en derin katmanlarının (yeraltının) yöneticisidir!

5. Boğaz Çakrası: BİLGE HATUN (Athena)

Kraliçenin Fermanı...

Kalbinde (yeraltında) kendi krallığını inşa eden Persephone, artık sessiz kalamaz. Bu aşamada YENİ KİMLİK dile dökülür...

Hera’nın manipülatif fısıltıları değil, Artemis’in dürüstlüğü ve Persephone’nin bilgeliğiyle harmanlanmış bir HÜKÜM...

Kendi yeraltı yolculuğumuzdan çıkardığımız gerçeği dünyaya ilan etmek...

Artık başkalarının hikayesini değil, kendi yasalarımızı (Töremizi) konuşmak...

İfade, gerçeklik, iletişim...

Kendi gerçeğimizi dürüstçe seslendirmek...

 6. Görünmeyeni Gören Göz; UMAY ANA(HEKATE/ATHENA)

Fiziksel gözlerin ötesindeki hakikati görme makamı...

Umay Ana'nın Görücü Gözü...

Sezgi ve öngörü. Hekate, Persephone’ye yeraltı yolculuğunda elinde meşalesiyle rehberlik edendir. 

Karanlıkta bile yolunu bulabilmek...

Hera'nın yarattığı illüzyonları (kıskançlık, yetersizlik, korku) bir bakışta tanıyıp yok etmek...

Gaia'nın maddesini, Persephone'nin ruhuyla birleştiren TEKLİĞİ görmek...

7. Taç Çakra (Tepe Çakra); GÖK TANRI (ZEUS/ İLAHİ IŞIK) 

Gök Tanrı ile Birleşme...

Yolculuk en aşağıdan (Gaia) başladı ve en yukarıya (Tengri) ulaştı...

Birlik bilinci...

Burada artık ne Hera vardır, ne Artemis, ne de Persephone... 

Sadece VAROLUŞ vardır...

Türk Mitolojisindeki Karşılığı: Ruhun KUT ile tam olarak dolması ve ilahi kaynağa geri dönmesi...

Teslimiyet. Kendi yeraltı krallığını kuran RUH, artık evrenin kendisiyle bir olduğunu anlar.

Gaia (Yer) ve Tengri (Gök) birleşmiştir...

İlahi bilinç, birlik, özgürlük...

Kronos’u (zamanın ve maddenin kısıtlamalarını) yenerek kardeşlerini serbest bırakan Zeus, ruhun en yüksek potansiyeline ulaşmasını ve evrensel bütünlüğü simgeler.

Bu sistemde en dikkat çekici nokta KALP Çakrası'dır. Çoğu sistem sevgiyi sadece IŞIK olarak görür; ancak burada sevgiye giden yolun Hades'in karanlığından (yüzleşmelerden) geçmesi ve Persephone gibi bir dönüşüm geçirmesi; ruhun en gerçekçi yolculuğudur.

Mitolojiyi ve çakraları ruhsal bir yolculuk olarak okuduğumuzda, ERİL ve DİŞİL kavramları biyolojik cinsiyetten sıyrılıp ENERJİ NİTELİKLERİNE dönüşür. Solar Pleksus geleneksel olarak ERİL(ateş, güneş, eylem) bir çakra olarak görülse de, bu alanı ARTEMİS ve HERA üzerinden okumak, aslında ruhun en kritik dengesini yakalar: DİŞİL İRADENİN İNŞASI...

Eril güç yıkabilir ama dişil güç; DÖNÜŞTÜRÜR...

Eril enerji (Zeus tipi) genellikle dışsal otorite, yasa ve mantıkla ilgilidir. Ancak Solar Pleksus’taki Hera (Gölge) ve Artemis (Aydınlık) savaşı, doğrudan DUYGUSAL İRADE ile ilgilidir.

Bir erkeğin Solar Pleksus'u BEN GÜÇLÜYÜM derken, içimizdeki dişil enerji (Anima) "BEN BU GÜCÜ NEYE HİZMET ETTİRECEĞİM?" der.

Eğer bu gücü kıskançlık ve kontrole (Hera/Al Karısı) verirsek, sahip olduğumuz tüm eril güç yıkıma hizmet eder. Eğer özgürlüğe ve korumaya (Artemis/Umay) verirsek, o güç bir şifaya dönüşür.

Türk Mitolojisinde Güç Zaten Dişildir.

Türk mitolojisinde ERİL olan Gök Tanrı çok uzaktadır, mutlak ve hareketsizdir. Oysa dünyadaki tüm hareket, bereket ve savaş DİŞİL RUHLAR (İYELER) üzerinden döner.

UMAY ANA elinde okuyla savaşırken ERİL bir iş yapmaz; o, dişil koruma içgüdüsünün aktif iradesini sergiler.

Bu yüzden Solar Pleksus’u bir kadının veya erkeğin içindeki AKTİF DİŞİL GÜÇ olarak görmek, Türk mitolojisindeki ALP KADIN (savaşçı kadın) arketipine tam oturur.

Hera'yı eril bir otorite gibi düşünürsek, onun asıl trajedisini kaçırırız. Hera’nın karanlığı, bir erkeğin tiranlığından farklıdır. Hera’nın karanlığı; ilişkiler, bağlar ve aidiyet üzerinden gelen bir karanlıktır. Bu, kalbe giden yoldaki en büyük engeldir. Eğer bu gücü eril sayarsak, o derin duygusal düğümü çözemeyiz.

Persephone’nin (Kalp) yeraltında yeni bir kimlik inşa etmesi için, önce Solar Pleksus’taki o Hera (Al Karısı) kompleksini, yani başkalarına bağımlı güç arzusunu aşması gerekir.

Hera: "Ona sahip olmazsam yok olurum, bu yüzden onu mahvetmeliyim." (Düşük frekanslı dişil irade)

Artemis: "Ben kendime aitim ve bu yeterli." (Yüksek frekanslı dişil irade)

Bu iki enerjiyi dişil olarak konumlandırmak, ruhsal yolculuğu HÜKMETMEK ten çıkarıp OLMAK seviyesine taşır. Asıl güç; DUYGUSAL EGEMENLİKTİR...

🌀 

Bu harita bizi yukarıya, göğe kaçırmaya çalışmaz; bizi kendimizden aşağıya, en derinimize indirir. Çünkü göğe yükselmek için önce köklerimizin yeraltındaki o gizli sarayı bulması gerekir. Gerçek kraliçelik (Persephone), Hera’nın dışsal tahtı için savaşmak değil; Hades’in karanlığında kendi ışığımızla (Artemis) bir dünya kurmaktır.

Not: Türk mitolojisinde Gaia’nın tam karşılığı Ötüken Ana' nın en ilksel hali veya doğrudan Yer Ana' dır. Bu yüzden ÖTÜKEN olarak tanımladım. Ancak bu konu ile ilgili farklı yorumlara açığım.

Sevgiyle kalın...

YouTube Kanalım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜRK YILDIZI - SEKİZ KÖŞELİ YILDIZ

TARIK YILDIZI, SİYAH - BEYAZ

Feniksin Yolculuğu