KARTAL




Cerebrosbinal sıvı tüm fiziksel aktiviteleri kooordine ederek kundalini sıvısının yükselmesini  ve bilincin sürdürülmesini sağlar. Omurilikten beyne doğru hareket eder. Beyindeki boşluklar ventrikles adı verilen sıvı rezarvuarlarıdır ve Cerebrosbinal sıvıyı oluştururlar. Beyin ventrikülleri bilinç için bir geçit yani bir kanaldır. Epifiz, hipofiz ve hipotalamus üçgeni beynin merkez bölgesini kapsar. Kristal saray olarak adlandırılan bu bölgeye 3. vertikül denir. Brahma mağarası da denilen bu bölge ZİHİN- BEDEN- RUH bağlantısının temelidir. Evrensel bilgiye açılan bu portal kaynakla bağlantı noktasıdır, birlik bilincinin, derin huzur ve mutluluğun kaynağıdır. Bu alana giriş BEYİN MAĞARASINA GİRİŞTİR; gerçek özümüzle buluşturan UZAYDIR. Bilincin dönüşümünü sağlayan bu alanda oluşan M harfi KARTALla sembolleştirilir. 

İnsan; biyorobotik bir tasarımdır. Çok katmanlı yapıya sahip enerjetik bir formdur. Enerjetik yapıyı taşıyan kalıplar ile fiziksel(madde) beden bir araya getirilerek tek bir organizma oluşur. Fiziki beden; kuantlardan, enerjetik beden; porlardan oluşur. İnsanın bir yanı maddi(madde), bir yanı manevidir(enerji). Hem yerin hem göğün bilgisini taşıyan insan; yeryüzünde yaratılan beden ile göksel enerjiyi taşıyan formun bir araya gelmesiyle oluşur. İnsanın özündeki potansiyel maddeye iner ve kişiliğin gelişimini hedefleyen sınavlar ile dönüşüm sürecini başlatır. 

Işık; görsel, dokunsal, işitsel, kokusal, tatsal bir sahne oluşturur ve robotik kalıptan ibaret olan fiziksel bedenin duyularını aktive eder. Bu algılar doğrultusunda sonsuz potansiyeller bir yanılsama zinciri oluşturarak bilen- bilinen ilişkilerini şekillendirir. İyi-kötü, melek- şeytan, doğru- yanlış gibi tüm kavramlar aynı sahnede izlenen farklı ilüzyon perdeleridir. Bu perdeler kişiliği şekillendirir ve ego ortaya çıkar. Ego; genetik kayıtların, toplumsal şartlanmaların ve zihinsel kalıpların toplamıdır. Sahneler değiştikçe yanılsamadan ibaret olan ego da biçim değiştirir. Ego; bilicin deneyimleyebilmek, dış dünyaya uyum sağlayabilmek ve toplumsal düzene uyumlanabilmek için kullandığı bir araçtır. Düşünce- davranış koordinasyonunu sağlamak üzere inşa edilmiştir. Ancak kontrolsüz bir ego araç olmaktan çıkar ve kişiye rehberlik ederek arzularının kölesi haline getirebilir. Böyle bir durumda kişi kendi çıkarlarının peşine düşerek ÖZünden uzaklaşır ve negatif alana kayar. 

Ego; irade, sabır ve farkındalıkla yönetilmelidir. Alışkanlıklarımızın farkında olmak dönüşümümüzü tetikler. Gelişimimize hizmet eden bilinçli bir evrim planı ile ilerlersek egonun kendi oyununu kurmasına izin vermez, ikiliğin önüne geçeriz; BİR oluruz. BİRLİK; AKLI VE GÖNLÜ BİRLEYEBİLMEKTİR; AKLEDEBİLMEKTİR... Böylece egomuz bizi hakikate taşıyan bir portala dönüşür.

Bu yüzden Hacı Bektaş Veli'nin dediği gibi; "MARİFET NEFSİ SİLMEK DEĞİL, BİLMEKTİR”.

Yorumlar

  1. filiz hanım size minnettarım çok ama çok teşekkür ederim❤️

    YanıtlaSil
  2. filiz hanım bu konuda siz bize ne anlatmak istediniz bende biraz araştırdım ama algımı toparlayamadım nereden bakmalıyım bu konuda✨kusuruma bakmayın beyin benim için çok önemli bir konu sormadan edemedim çok sevgiler❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maddi alem de manevi alem de beyinde kayıtlıdır! Uzaylılar, uzay gemileri, manevi yolculuk beyinde kayıtlıdır! Yani uzaylılara ve manevi yolculuğa takılıp kalanlar da uyumaya devam ediyor her ne kadar maddeler dünyasında kaybolanlardan önde olsalar da! Maddi ve manevi alem çift başlı kartal ile sembolleştirilir. Bizim görevimiz madde ve manayı birleyebilmektir. Beyindeki bu 3 noktayı(epifiz, hipofiz , hipotalamus) aktif ve senkronize kullanmaya başladığımızda; beden, zihin, ruh BİRlenir. Beyinde büyük M harfi oluşur. Bilgi kitabında verilen M harfi resimde net görünüyor ben bu ayrıntıyı fark edince hemen paylaşmak istedim, sevgiler♥️

      Sil
  3. filiz hanım❤️bende gördüğümde çok heyecanlandım ve çok farklı bilgi mutlu oldum🙏🏻iyi ki sormuşum✨peki epifiz hipofiz ve hipotalamusu aktif ve sekronize kullanmaya başladığımızı nasıl anlayabiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sinir sistemimiz rahatladığı için; dinginlik, sakinlik, kabul içinde oluruz, akışla uyum içinde anda yaşarız. Olanın olması gerektiği için olduğunu bildiğimiz için tam bir teslimiyet vardır. Bağışıklık sistemimiz güçlüdür kolay kolay hasta olmaz, olduğumuzdan daha genç ve zinde görünürüz. İç dünyamız dış dünyamıza yansıdığı için bolluk- bereket içinde yaşar arzularımızı gerçekleştirebiliriz. Yüksek bir frekans yayar ve tüm kapıları açabilecek sihirli bir anahtara sahip oluruz. Bir kartal gibi gökyüzünde süzülür, keskin gözlerimiz ile yeryüzünü gözlemler ve kendimiz için en güzel olanı seçebilecek potansiyeli içimizde taşırız🦅

      Sil
  4. tüm emekleriniz için size minnettarım filiz hanım tüm kalbimle size çok ama çok teşekkür ediyorum çok sevgiler❤️

    YanıtlaSil
  5. merhaba. farkindalikli bilgiler. minnettariz. bir soru. yaklasik 10 ay once kundalini enerjisini deneyimledim. bogaza kadar geldigini biliyorum. ama yasayan diger insanlardaki gibi husu hali olmadi. tam tersine biraz korku hali oldu. o gunden beridir merakla soruyorum kendime neden diye. sizce ne olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kundalini enerjisi aktığı zaman, birçok kişi farklı duygusal ve fiziksel tepkiler yaşayabilir; korku, endişe, kaygı gibi...
      İletişim, kendini ifade etme ve duygusal denge ile ilişkili boğaz çakrasına kadar yükselen kundalini enerjisi sırasında yaşanan korku genellikle duygusal engeller ve bastırılmış duygularla ilgilidir. Duygusal olarak kendinizi ifade etmekte zorlanıyorsanız enerji bastırdığınız duyguların yüzeye çıkmasına neden olabilir. Bu da korku, kaygı veya direnç hissine yol açabilir. Kendini doğru bir şekilde ifade etme isteği olumsuz tepki alma endişesini beraberinde getirdiği için korkuyu tetikleyebilir. Kundalini enerjisi aktığında çakralardaki tıkanıklıkları açmaya çalışır. Duygusal arınma geçmiş travmaların ve olumsuz duyguların ortaya çıkmasına neden olabilir.
      Kundalini enerjisinin uyanması alışık olduğunuz zihin yapısını ve düşünsel kontrolü sarstığı için benlik ve kontrol ile ilgili korku yaratabilir. Bu güçlü enerjinin yönlendirilmesindeki zorluk da korkuya yol açabilir. Bedendeki yoğun elektriksel akım ve yeni enerjiye alışık olmama durumuna karşı oluşan duyusal tepki de korkuyu tetikler❄️





      Sil
    2. cevabiniz icin teskkür edrim. yüce yaratici sizden razi olsun. umarim bu enerji duanizla beraber kaldigi yerden bir gün devam eder. 🙏♥️

      Sil
  6. filiz hanım periyodik tablo nun açılımı ve lucid rüya bu konularda yazabilirmisiniz?lütfenn❤️

    YanıtlaSil
  7. Hani bazen rüya görürken rüyada olduğumuzun farkında oluruz. Çünkü o esnada bilincimizin bir kısmı uyanmıştır. Yani aslında rüyamızın gerçek olmadığını sadece bir rüya olduğunu içten içe biliriz.
    Normal bir rüyada yaşananları gerçek sanır; acı çeker, sevinir, umutlanır veya korkarız. Ancak lucid rüyada "ŞU AN RÜYADAYIM!" deriz. Tıpkı dünya hayatı gibi! RÜYA içinde RÜYA!

    Lucid rüyada; bilincimizin bir kısmı uyandığı için izleyici olmanın ötesine geçerek rüyamızı yönetmeye başlarız. Kimi zaman kırklara- ahilere karışır, kimi zaman uzay gemisine alınır, kimi zaman taht yarışlarına katılır, kimi zamanda hırkanın birini çıkarır diğerini giyeriz...

    Lucid rüyada:

    Rüya içinde olduğumuzu bildiğimiz için; FARKINDALIK vardır...

    Uçarken, mekanlar arasında seyahat ederken, yarışlara katılırken; KONTROL BİZDEDİR...

    Duyularımız normal bir rüyadan daha keskindir. Renkler daha canlı, sesler daha NETTİR.

    En önemlisi rüyadan uyansak da rüyamızı HATIRLARIZ...

    REM evresinde; beynimizin mantık ve karar verme merkezi olan prefrontal korteks düşük viteste çalışırken Lucid rüya esnasında bu bölge aniden aktifleşir ve bize sinyaller gönderir.

    Bu hali yaşayabilmek için rüya defteri tutabiliriz. Hatırladığımız rüyaları yazmaya ve gördüklerimizi anlamaya, yorumlamaya çalışmak beynimize rüyalara odaklanmamız gerektiğine dair sinyaller gönderir.

    Bedenimiz uykuya dalarken zihnimizi uyanık tutarak merak ettiğimiz soruları sormak rüyaya bilinçli girmemizi sağlar.

    Lucid rüya her ne kadar eğlenceli ve zararsız olsa da gerçeklik algısını etkileyebileceği için aşırıya kaçmamak önem taşır. Gerçeklik algısı etkilendiğinde "ben mesihim", "ben kraliçeyim" gibi algılar kişinin kontrolünü kaybetmesine sebep olabilir. Bu yüzden mevleviler gibi bir ayağımız merkezde sağlam bir şekilde dururken diğer ayağımızla alemler arasında dolaşmalı ve yaşadıklarımızın bir rüyadan ibaret olduğunu unutmamalıyız.

    RÜYA içinde RÜYA!!!



    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜRK YILDIZI - SEKİZ KÖŞELİ YILDIZ

TARIK YILDIZI, SİYAH - BEYAZ

İKİZ IŞINLAR