Bilinç ve Beyin


Oldukça karmaşık bir organ olan ve bedenimizdeki organların merkezi kontrolünü sağlayan beynimizin gizemlerini çözmek üzere birçok çalışma yapılmaktadır. 

Merkezi sinir sistemini kontrol eden, çevresel sinir sistemini yöneten ve insanın tüm işlevlerini düzenleyen beyin; serebrum, beyinsapı ve beyincikten oluşur. 

Hormonların salgılanma zamanını belirleyen, kan basıncı ve vücut sıcaklığını düzenleyen, problem çözen, öğrenen ve öğrendiklerini hafızaya depolayan, duyu organlarından aldığı bilgileri işleyen, bütünleştiren ve koordine eden üstelik bedenin geri kalanına gönderilen talimatlara ilişkin kararlar alan beyin; beyinsapı ile omuriliğe, beyinsapı da beyinciğe bağlıdır.

Beyinde yaklaşık 86 milyar nöron vardır. Üstelik bu nöronlar birbirleriyle iletişim halindedir. Bu iletişimi sağlayan aksonlar bilgiyi hem beynin diğer kısımlarına hem de bedenin spesifik alıcı hücrelerine taşırlar. 

Dördüncü boyutu anlamak hayal gücümüzü zorlasa da yeni yapılan bilimsel bir araştırmaya göre beynimizdeki ağ yapıları 11 boyuta kadar çıkabilmektedir.

Blue Brain Projesi kapsamında beyin ağlarının çok boyutlu evrensel geometrik yapıları ve boşlukları açığa çıkarıldı.

Nöronlar birbirine bağlanarak geometrik bir yapı oluşturur ve nöron sayısı arttıkça geometrik cismin boyutu da yükselir. 

Blue Brain Projesi direktörü Prof. Henry Markram;

"Hayal bile edemeyeceğimiz bir dünya bulduk. Beynin ufacık bir noktasında bile, 7 boyuta çıkabilen bu nesnelerden on milyonlarca var. Bazı ağlarda ise bu yapılar 11 boyuta çıkabiliyor" diyor.

Beyin uyaranla reaksiyona girdiğinde geometrik yapının şekillendiği ardından dağıldığı belirtilmektedir.

Bilinç; duygu ve düşüncelerimiz sonucu oluşan manyetik alanımızın yani varlığımızın farkında olmaktır. Kendi yokluğumuzdan geçip kendi varlığımızda var olmaktır. Kendimizde var olmak; eksiksiz olmak, tamamlanmaktır. O olmaktır. Tam ve ölümsüz olmak; kendinden kendini var edebilmektir. Damlanın içindeki okyanus, okyanusun içindeki bir damla misali...

Yokluktaki varlık, varlıktaki yokluk... Var olan bir başka varlığa ihtiyaç duyar... Bilinç bir varlıktır. Varlığın temelini oluşturan bilinç; özgürlüktür ve özgürlük; var olmaktır. Var olmak sorumluluğu beraberinde getirir. Sorumluluk; BİRLİK BİLİNCİ ni yapılandırır.

Tıpkı bir kuantum bilgisayar gibi çalışan beynimizin ön lobu; bilinçli düşünmek, yan lobu duyguları işlemek, arka lobu görmek, şakak lobu ses ve koku algısı, beyincik ise duyu - hareket ilişkilendirmesi ile ilgilidir. Ancak beyin bilinci oluşturmaz, bilinç beyni yönetir ve bunu titreşimler vasıtasıyla yapar...Beynin dışında titreşimden başka bir şey yoktur...

Kuantum bilgisayarlar kuantum fiziğindeki dolanıklık etkisini kullanarak, tek tek atomları ve hatta atomdan küçük parçacıkları birer işlemci gibi kullanırlar ve binlerce matematik işlemi yapabilirler. İnsan beyninin organik bir kuantum bilgisayar olup olmadığı sorusu özgür iradenin olup olmadığı konusunu da sorgulamamızı sağlar.

Beynimiz bedenimizdeki organları istemli veya istemsiz hareketlerle kontrol ederken beyin kabuğundaki nöronları kullanır. Nöronlar elektrik sinyalleri ve kimyasal sinyaller yoluyla bağlantı kurarlar. Dolayısıyla istemli veya istemsiz hareketlerimiz nöronlar ve diğer beyin hücreleri vasıtasıyla gerçekleşir.

Nöronlar diğer nöronlara elektrik sinyalleri gönderir ve onlardan da elektrik sinyalleri alırlar. Yani birbirlerine yansıma yaparlar. Bu elektriksel akış geri beslemedir ki bu durum insan beynindeki nöronların kendinin farkına varmasını, empati yapmasını sağlar. İşte özbilinci ortaya çıkaran da bu geri bildirimlerdir. Özbilinç oluştuğunda kişi farkındalıklı hareket etmeye, hayatına gözlemci olmaya başlar. Örneğin birisini yargıladığımızda, yargıladığımız her ne ise yansıma olarak aynını yaşar ve deneyimleyerek öğreniriz. Beynimizin ürettiği simülasyon bu şekilde çalışır ve sanal bir alem yaratır. Beynin elektrokimyasal aktivitesinden ortaya çıkan bilinçli deneyimlerimiz mucizenin kendisidir. 

Hani der ya Kızılderili atasözünde;

"Benim hâyatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. Hüznü, acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç. Benim takıldığım taşlara takıl. Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gibi. Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin."

Beynimiz bir bilgisayardır ve hangi ESMA açılırsa onun sınavını sunar. Ancak uyanan ve hepsinin sınav olduğunu anlayana sınav gerekmez.  

Tüm ESMA düğmeleri açılıp beyin ışıl ışıl olduğunda ışık saçmaya başlar. Aydınlanma nöronların aktifleşmesidir ve bu durum dış dünyaya uzay gemileri olarak yansır... 

Ruhsal olarak gelişebilmek için deneyimlemek gerekir, yaşanmışlık gerekir, bilgeleşmek, hal ehli olmak gerekir... Taklit etmekle, madde kullanmakla olmaz, uçmak- kaçmakla olmaz süreç içinde gerçekleşir. Bu yolculuk İÇTEN İÇEDİR, İÇE İÇEdir... Duygu-düşünce kontrolü sağlayarak his dünyamızı kontrol etmekle gelişen algımızın ve beynimizdeki kodların açılmasıyla gerçekleşir. Bilmek yetmez bilgiyi eyleme geçirebilmek gerekir. AKLEDEBİLMEK gerekir...

Sevgiyle kalın...

YouTube Kanalım


Yorumlar

  1. 🍀🦋🍀muazzam bir yazı, olağanüstü tesbitler, Allah ilminizi arttırsın, iyiki varsınız 👏👏

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Hocam, farkındalığımızın artmasında katkınız büyük. Emeğinize, yüreğinize sağlık 🪷

    YanıtlaSil
  3. Akledebilmek🐣

    YanıtlaSil
  4. filiz hanım çok teşekkür ederim çok❤️🙏

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜRK YILDIZI - SEKİZ KÖŞELİ YILDIZ

TARIK YILDIZI, SİYAH - BEYAZ

İKİZ IŞINLAR