Kayıtlar

Madde Antimaddeyi Yendi mi?

Resim
Paul Dirac tarafından 1928 yılında formüle edilen Dirac Denklemi, modern fiziğin en büyük dönüm noktalarından biridir. Bu denklem sadece kuantum mekaniği ile özel göreliliği birleştirmekle kalmamış, aynı zamanda o güne kadar hayal bile edilemeyen bir dünyanın kapısını aralamıştır; ANTİMADDE... Elektronun davranışını hem kuantum kurallarına hem de Einstein'ın görelilik kuramına uygun şekilde açıklayan Dirac denklemini özel kılan şey; matematiksel olarak hem pozitif hem de negatif enerji çözümlerine sahip olmasıdır. Dirac denklemiyle teorik olarak öngörülen maddenin ters ikizi ANTİMADDE dir. Paul Dirac, elektronun hem negatif hem de pozitif yüklü hallerini tanımlayan denklemler geliştirerek, kütlesi aynı ancak elektrik yükü zıt olan parçacıkların (pozitron gibi) varlığını ortaya koymuştur.  Büyük Patlama teorisine göre; evrenin başlangıcında madde ve antimadde eşit miktarda idi. Ancak madde ve antimadde bir araya geldiğinde birbirlerini yok ederek saf enerjiye (fotonlara) dönüştü. Eğ...

Sessiz Senaryo- Periyodik Tablo

Resim
Yıldız tozundan modern insana uzanan bir yolculuğun izlerini sürmeye başlayalım: Evrim, çevremizde hangi elementlerin mevcut olduğuyla doğrudan ilişkilidir ve DNA ile proteinleri oluşturan kusursuz temel; karbonun 4 bağ yapabilme yeteneğidir. Bedenimizin %99'u bağ kurmaya en yatkın olan ve evrenimizde oldukça bol bulunan altı elementten oluşur: Oksijen, Karbon, Hidrojen, Azot, Kalsiyum ve Fosfor. Evrimsel süreçte bu elementlerin seçilmesi sadece bir tesadüf müdür? Evrim periyodik tablodaki elementlerin sunduğu fiziksel ve kimyasal sınırların içinde gerçekleşir. Bizler belirli elementlerin en verimli şekilde organize olmuş halleriyiz. Periyodik Tablo insanın kullanım kılavuzudur. Örneğin iyot bakımından zengin beslenenlerin beyin kapasitelerindeki artış dikkat çekicidir. Beyin gelişimimiz için kritik önem taşıyan İyotun evrendeki en şiddetli olaylardan birisi olan iki nötron yıldızının çarpışması ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Beyin fonksiyonlarımız ve zekamız elementlerin bir e...

ÖZ ve BEYİN

Resim
ÖZümüz biyolojik bir donanım olan beynimizi arayüz olarak kullanırken bilincimizi dönüştürür. Bilincimiz dönüştükçe beyin mekanizmalarımız yeniden akort edilir. Beden frekansımız Nefsi Emmare ve Nefsi Levvame aşamalarında titreştiğinde bilincimiz genellikle beynimizin İLKEL kısımlarının kontrolü altındadır yani Amigdala ve Limbik Sistemin... Korku, nefret, kin, düşmanlık, öfke ve şehvet gibi duyguların baskın yaşandığı ve dürtüselliğin ön planda olduğu bu aşamada; beyin sürekli SAVAŞ YA DA KAÇ modundadır. Sadece bedensel ihtiyaçları ve dış tehditleri algılayan bilincimiz dar bir alanda hapistir ve bu süreçte mantıklı karar verme merkezimiz olan PREFRONTAL KORTEKS henüz tam kapasiteyle devrede değildir. Nefsi Mülhime aşamasına ulaştığımızda kendi düşüncelerimizi gözlemlemeye başlarız ve bilincimiz UYANIR; BEYNİMİZDEKİ NÖRAL PLASTİK YAPI DEĞİŞİR... (Amigdala ile dürtülerimizi, Prefrontal Korteks ve Ön Singulat Korteks ile üst aklımızı denetlemeyi öğreniriz.) Beynin mantıksal sol lobu ile...

LUCİD RÜYA

Resim
Hani bazen rüya görürken rüyada olduğumuzun farkında oluruz çünkü o esnada bilincimizin bir kısmı uyanmıştır. Yani aslında rüyamızın gerçek olmadığını sadece bir rüya olduğunu içten içe biliriz. Normal bir rüyada yaşananları gerçek sanır; acı çeker, sevinir, umutlanır veya korkarız. Ancak lucid rüyada "ŞU AN RÜYADAYIM!" deriz.  Lucid rüyada; bilincimizin bir kısmı uyandığı için izleyici olmanın ötesine geçerek rüyamızı yönetmeye başlarız. Kimi zaman kırklara- ahilere karışır, kimi zaman uzay gemisine alınır, kimi zaman taht yarışlarına katılır, kimi zamanda hırkanın birini çıkarır diğerini giyeriz... Rüyalarımız içinde bulunduğumuz nefs mertebemiz ile ilgili bilgi verir. ( Ruhsal Uyanış Aşamaları ile ilgili  YouTube videolarımda detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz) Frekansımız yükseldikçe ilhamlar ve bilgi akışı da artar... Lucid rüyada yaşadıklarımız bilincimizin yansımasıdır. Yaşanan tüm haller bir bilinç durumudur! Rüya içinde olduğumuzu bildiğimiz için; FARKINDALIK vardır... ...

KARTAL

Resim
Cerebrosbinal sıvı tüm fiziksel aktiviteleri kooordine ederek kundalini sıvısının yükselmesini  ve bilincin sürdürülmesini sağlar. Omurilikten beyne doğru hareket eder. Beyindeki boşluklar ventrikles adı verilen sıvı rezarvuarlarıdır ve Cerebrosbinal sıvıyı oluştururlar. Beyin ventrikülleri bilinç için bir geçit yani bir kanaldır. Epifiz, hipofiz ve hipotalamus üçgeni beynin merkez bölgesini kapsar. Kristal saray olarak adlandırılan bu bölgeye 3. vertikül denir. Brahma mağarası da denilen bu bölge ZİHİN- BEDEN- RUH bağlantısının temelidir. Evrensel bilgiye açılan bu portal kaynakla bağlantı noktasıdır, birlik bilincinin, derin huzur ve mutluluğun kaynağıdır. Bu alana giriş BEYİN MAĞARASINA GİRİŞTİR; gerçek özümüzle buluşturan UZAYDIR. Bilincin dönüşümünü sağlayan bu alanda oluşan M harfi KARTALla sembolleştirilir.  İnsan; biyorobotik bir tasarımdır. Çok katmanlı yapıya sahip enerjetik bir formdur. Enerjetik yapıyı taşıyan kalıplar ile fiziksel(madde) beden bir araya getiriler...

18 Bin Alem

Resim
İbn Arabi ekolüne göre, varlıklar 18 kategoriye ayrılır ve her bir alem binlerce alt alemi barındırdığı için 18000 alem olduğu kabul edilir. 1. Alem; Yaratılmış ilk akıl ve bilginin kaynağı kalemdir. 2. Alem; İlahi iradenin ve bilginin yazıldığı yer olan evrensel ruhtur.  3. Alem; Tüm âlemleri kuşatan en üstte bulunan göksel felektir.  4. Alem; Arş'ın altında kalan ve gökleri kapsayan felektir.  5-11. Alem; Yedi Sema göksel mertebeler; 7 gezegenin (Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn) felekleridir.  12-15. Alem; Dört Unsur; Dört ana madde: Ateş, Hava, Su, Topraktan oluşan tabiat mertebeleridir.  16. Alem; yeryüzü varlıkları yani madenler, cansız varlıklar âlemidir.  17. Alem Bitkiler alemidir 18. Alem; Hayvanlar ve İnsanları kapsayan canlılar âlemidir. Hayvanlar ve İnsan-ı Kâmil bu kategorinin en üstünde yer alır. İbn Arabi'ye göre; bütün âlemler Allah'ın  sonsuz Esmâlarının tecelli etmesi ve görünür hale gelmesidir. Her bir âlem veya her b...

Zaman ve 7 Uyurlar

Resim
Ezoterik öğretilerde zaman; döngüsel ve çok katmanlı bir şekilde ele alınır. Evren ve insanlık sürekli tekrarlanan büyük döngüler içinde evrilir. Ruhsal evrim maddesel yozlaşma ile durur ancak yeniden doğuş ile dirilir. Zaman, bir sarmal gibi ileriye doğru ilerlerken aynı zamanda belirli temaları ve dersleri tekrar eden bir yapıya sahiptir. Sadece olayların sıralandığı bir takvim değil, aynı zamanda varoluşun ve ruhsal ilerlemenin temel ritmini oluşturan dinamik ve çok boyutlu bir yapıdır. Geçmiş ve gelecek illüzyondur; gerçek ve tek var olan zaman ŞİMDİKİ ANdır. Şimdiki an; DEMdir. DEM İlahi hakikatin deneyimlendiği, bilincin tam olduğu ve ruhsal gelişimin gerçekleştiği tek andır. Osman Kemali Baba'nın şeyhi Kol Ağası Ali Rıza Efendi ne güzel dile getirmiş; "Ey gönül içmek dilersen cem-ü cem DEM BU DEMDİR DEM BU DEM  Verme ömrünü hevaye ey didem DEM BU DEMDİR  DEM BU DEM... Bu demi Ahmed başa tac eyledi Bu dem ile seyr-i Mirac eyledi Bu dem ile nice kez hac eyledi DEM BU DEMD...